Çarşamba, Şubat 1

Mesela, mevsimin daima bahar olduğu bir yerde, hep ama hep Mayıs başı olduğu bir yerde yaşamak fena olmazdı. Hep elbise, şort ve tatlı ayakkabılar giyebilirdim böylece. Hava da az bulutlu, ılık ve tam da sevdiğim cinsten olurdu.
Bazı insanlar, kendi inandıklarının herkesin doğrusu olmasını bekliyorlar. Diğer insanların onayına bu konuda gereksinim duyuyorlar. Tuhaf bence. Ne bileyim. Ne gerek var. Kendine güvenmiyorsan da başka insanların sana güvenmesini ne diye bekliyorsun yani?
Normalde, kışı severim. Son zamanlarda biraz abartmasaydı iyiydi. Bak, mesela, geçen kış güzeldi. Kar öyle buz devri gibi günlerce yerde kalmamıştı. Oynadık, kardanadam yaptık, sonra eriyip gitti. Böyle tatsız tutsuz gündüz eriyip gece donmak olmuyor. O değil, kafamızı gözümüzü yaracağız. Şikayet ediyormuşum gibi görünmek istemiyorum; ama bizi bu hale sen getirdin belediye. Alt tarafı kaldırımları temizleyeceksin. İnsan yürüyor orada insan.
Bu tatilde hiç değilse üç beş kült film izledim de kafam rahat. Kitap okuyabilme kapasitem pek fena sayılmaz. Goodreads challenge'ımı bu sene pek zorlamadım. Tatlı tatlı 21 kitap dedim.
Yazmaya da neden geldim bilmiyorum. Tatil ne sıkıcı ya. Ressmen şarkı koymaya da nasıl üşendim. Ama aklımda Florence + The Machine - You've Got the Love vardı. Öyle şeyler.